Topic:
''Ülkücü hareket patent enstitüsüyle değil tavırla korunur''
Siyasetin dışında oy kaygısı olmaksızın göstermiş olduğumuz Alperence duruşu bazı kurum ve şahısların eleştirmesi bize mutluluk verdi.
En azından şunu düşündürebildik unutulmuş olan alperence tavrı birileri hatırladı.
Lakin anlayamadığım birkaç husus bulunmakta örneğin;
Milliyetçilik
Ocaklılık
Ülkücülük
Hilal
Hareket
Tarih kadar eski olan Milliyetçiliği,Kanımızı akıtarak oluşturduğumuz Alperenlik kavramını,İslamiyet’in sembolü olan hilali,Türk milletinin İslamiyet’le tanıştığı günden beri var olan Ocaklılığı ve (hareket edemesen bile) hareket gibi terminolojileri,’’bizimdir başka kim kullansa itibar etmeyin’’ gibi komik ibareler nasıl bir anlayıştır bunu pekte kavrayamadım
İşin daha ilginç yanı Alperenler bizden değildir diye açıklamalarda bulunan kurum ve şahısların,temsil ettiklerini iddia ettikleri yapının ne kadar davayla bağlantısı kaldı?
Madem bu değerler sizin sormazlar mı adama bu soruları
Ülke dahilinde ve haricinde yaşanan zulümlere neden susuyorsunuz?
Kabuk değiştirme adı altında bütün maneviyatı kaldırmaya neden çalışıyorsunuz?
Geçmişi neden lanetliyorsunuz?
Ocak yapısını neden kaldırmaya çalışıyorsunuz?
Çin devlet başkanına neden madalya veriyorsunuz?
İmralı’da yatan haini neden asmadınız?
Neden AKP’nin yeterli bütün oylamalarda ‘’HAYIR’’ diyor.Yeterli olmadığı zaman ‘’EVET’’ diyorsunuz?
Neden paranoyakça bir yönetim neticesinde ömrünü bu davaya vakf etmiş kişileri bile dışlıyorsunuz?
Neden size itaat edeni ülkücü etmeyeni hain ilan ediyorsunuz?
Acaba ülkücük tekelinizde mi?
Bu kaygıyı’da anlamış değilim.Her geçen gün Türk İslam Ülküsünden uzaklaşan siyasetiniz ne oldu’da aniden hassasiyetiniz oldu?Vatanın bir parçasına uzanacak eli kırabilecek kitlenin kimde olduğunu öğrenmek mi sizi rahatsız etti?Onlar çekinsiz bizden sizi rahatsız eden ne?
Yoksa bu eylemler artık prangalayamadığınız samimi Ülkücülerin muhalefetini arttırır diye mi korkuyorsunuz.Lideri,lider yapan korkmadan cesaretle dimdik durmaktır.
Her halde kamuoyuna bizlerin ve diğerlerinin farkını anlatmak için basın açıklamasına gerek yok.Her milliyetçi bizim ve diğerlerinin farkını bilir…
Kuşatıcı olmak,sevgiyle muhabbetle ülküdaşlarına davranmak gerekirken zehir saçan açıklamalarla kardeşlerinin gönlünü kıran nasıl olacakta Ülkenin birliği sağlayacak…
Unutmamak gerekir ki Alperen Ocakların Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerindeki teşkilatları imrenilecek düzeyde teşkilatlardır.Çünkü Alperen Ocaklarının milliyetçilik anlayışı İslamiyet’le cem olmuştur.Teşkilatımızın içerisinde bir çok etnik kökenden arkadaşımızın bulunmasına rağmen İslamiyet’in hoşgörüsü sayesinde en ufak bir problem yaşanmamıştır.
Alperen Ocakları ayrıştırıcı değildir.
Alperenler provakatif eylemlerde bulunmazlar.
Alperenler Devletine Milletine zarar verecek hiçbir teşebbüste bulunmazlar.
Ey gidi günler ey… maziye bir bakıver neler neler bıraktık…
Bu ne acayip bir oyundur ey kardaş, tescillemişler tüm inandığım davayı, babasının tapusu gibi elinde gezerler, bu ne acayip bir telaştır ey kardaş…
Memleket elden giderken Ülkücü Hareketi babasının malı gibi tescillettirmeye çalışanlar var…
Ne oldu?
Hayır mı?
Taş mı düş?
Koltuklarınız mı alındı?
Bu ne telaş?
Bu ne şiddet?
Yeni mi aklınıza geldi Ülkücü Hareket!
Ülkücü hareket nedir? Ah anlatsa da yüreğimiz dökülse kelimeler, satır satır yazsak tüm şehitlerimizi, mücadelelerimizi, kavgalarımızı, sevdalarımızı ve köşe başlarını...
Ülkücü Hareket; Ruhi Kılıçkırandır, Süleyman Özmendir, Dursun Önkuzudur,Halil Esendaldır, Ahmet Kersedir, Muhsin Yazıcıoğludur, ocaklılardır, ocakçılardır, Alperen Ocaklarıdır…
Unuttuysanız hatırlatalım, Ülkücü hareket; (haşa) “Muhammed’in piçleri bu okula giremez” yazan duvarlara kanlarını akıtanlardır.
Unuttuysanız hatırlatalım, ülkücü hareket; şehit olduktan sonra otopsisinde “3 gündür aç olduğu” ortaya çıkanlardır.
Unuttuysanız hatırlatalım, ülkücü hareket; idam sehpalarından “Allahu Ekber” diye bağıranlar, sarılıp yatamadan sevdalılarına, “Nişanlıma da selam eder Allahtan mutlu bir yuva kurmasını niyaz ederim” diyerek yardan ve serden geçenlerdir, yarınlarını garanti altına almak için “şu lider, bu lider” değip yamanmak değildir ülkücü hareket…
Velhasıl koltuklardan güzel yazı yazmak değildir ülkücü hareket, parsel parsel bütün inançlarımızı bölerek, o senin bu benim diyerek ayrıştırmak değildir ülkücü hareket…
“Birileri ülkeyi bölmek için kırk yılda gezecek ise bizlerde kırk yıl ülkeyi böldürmemek için dağlarda gezeriz” lafsını haykırdıktan sonra, aman meydanda benim adım kirlenmesin diyerek, koltuğa yapışıp kalmak değildir ülkücü hareket…
“Beyaz çorap giymeyecekler, bıyık bırakmayacaklar” deyip kendi tebaasını yobaz görüp, kendi gençliğini beğenmemek değildir ülkücü hareket…
“Lideri şudur, genel başkanı şudur, ülkücü hareket adına bütün yetki bunlardadır” deyip, meydandan kaçmak değildir ülkücü hareket…
“Bin yıllık kardeşlik” deyip Diyarbakır da ocakçılık yapamamak değildir, ülkücü hareket…
“Milletimiz ülkücü hareket adına söz söyleme yetkisini ... ya vermiştir” deyip, milletimizin Ülkücü Tavır Alperen Ocaklarındadır, sözünü duymazlıktan gelmek değildir, ülkücü hareket…
“İhanet, Teslimiyet, Gaflet” gibi sözcükleri çokça kez kullanıp, hesap soramamak değildir, ülkücü hareket…
“Milli Kimliğimiz Tahrip Edilmiştir” diyerek, tahrip edenlerle aynı mecliste kuzu kuzu oturmak değildir, ülkücü hareket…
“Şer güçlerinin hedefi Ülkücü Harekettir” diyerek, oturdukları yerden dava idare etmeye çalışmak değildir, Ülkücü Hareket…
Kimseye bağlı kalmadan, şahıslardan bulmadık biz ülkücü hareketi, adamın adamı olmadık olmayacağız, kaldırdığımız andan itibaren tuğlarını bu kutlu davanın, adam gibi yaşadık, bozkurt gibi yaşadık, Alperen gibi yaşadık, köşe yazarlığı yapacağız diye milyarlık sofralarda ne yazacağımıza karar vermedik, sokaktan çekildiklerinde yalancı kardaşlar, biz hep oradaydık…
Bu gün Alperen Ocaklarını ülkücü hareketten soyutlamak isteyenlere bir kez daha haykırıyoruz, ÜLKÜCÜLÜK BABANIZIN MALI DEĞİLDİR…
Ve Ülkücü Hareketin sarsılmaz kalesi Alperen Ocakları olarak, kimsenin olmadığı yerde ben varım, anlayışıyla vatanımızın bir karış toprağını, milletimizin sevdasını, namusunu ve anadolu’yu siyasi bir ikbal beklemeden savunacağımızı bütün alem-i beşere haykırıyoruz…
YAŞASIN ÜLKÜCÜ HAREKETİN TEK KALESİ ALPEREN OCAKLARI
bahçeli kendi çapında ülkücü hareketin liderliğini oynamaya devam etsin......herkese çattıgı yetmyomus gibi bir de alperen ocakları na çatıyor.....gitsin önce kendi ülkücü olmayı öğrensin.....her ülkücüyüm diyen ülkücü olamaz....o gitsin baykalla kanka olsun....
bu gruplarda ülkü ocaklarına ve alperen ocaklarına mensup kardeşlerimiz birdir tek yumruk tek yürektir sizden ricam kendinizi çok haklı da görseniz de bu tür konular açmamanızdır
biz alperen ocaklarındaki kardeşlerimizide kendimizden ayırmıyoruz neden? çünkü yok bir farkımız
Sanma şahım, herkesi sen, sadıkane, yar olur... Herkesi sen, dost mu sandın, belki ol, ağyar olur... Sadıkane, belki ol, alemde, serdar olur... Yar olur, ağyar olur, serdar olur, didar olur...
Şeklindeki beyit defalarca okunup feyz alınmalıdır.. Sagopa'nın Gölge Haramileri parçasındada geçer... Bu beyit'in başka bir özelliği, soldan sağa ve yukarıdan aşağı okunduğunda aynı olmasıdır. Bu tarzda yazılan ilk beyit olduğu söylenmektedir.
Hikayesi hayli ilginçdir beyit'in...
Yavuz Sultan Selim daha Yavuz olmadan şehzade selim iken; santranç oyununa merak salar ve bir hayli gelişme sağlar. aynı dönemlerde de iran'da bu youn bir salgın gibi yayılmaktadır. Şehzade Selim işi gücü bırakıp çapulcu giyimiyle bir derviş şekline bürünerek tebdil-i kıyafet iran'a varır. bir handa oynamaya başlar oyunu önüne geleni devirir, bayağı da ün salar. ünü bir süre sonra saraya şah ismail'e kadar gider. Şah bu ünlü satranç ustası derviş-i rum'ı duyunca çağırın bir de benle oynasın bakalım der. derviş selim gelir ilk oyunda kısa bir sürede yenilir. şah şaşırır bunca ünü yayılan derviş bu kadar acemice hatalar yapmaz vardır bunda bir iş düşüncesi ile bir oyun daha ister. Şah ismail'in oyun tarzını görmek için ilk oyunda bilerek yenilen selim; ikinci oyunda çok kısa bir sürede şah ismail'i mat eder.. Şah ismail sinirlenir:
- Bre Derviş! Hiç Şahlar mat edilir mi?
Yavuz da hemen cevabı yapıştırır:
-Şahların mat edilmeyeceği danışıklı dövüşünü bilseydim, elbette benim de tavrım ona göre olurdu.
Şah ismail iyice sinirlenir bir tokat yapıştırır. fakat derviştir karşısındaki sonuçta yarım akıll bir gezgin... bir kese altın verip yollanmasını emreder...
şehzade selim tam huzurdan çıkacakken işte bu beyiti söyler
Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur Sadıkane belki ol alemde serdar olur Yar olur ağyar olur serdar olur didar olur
O tokatın acısını unutmamak için de kulağına o ünlü küpesini takar ki kulağına küpe olsun hikayesinin buradan geldiği rivayet edilir..